| 17.02.2026 17:26 |
(Üye)
|
Soru : Sayın Yetkili,
Gerçek kişi mükellefimiz, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında serbest meslek erbabı olarak faaliyet gösteren bir avukattır.
Mükellefimiz, müvekkilleri adına yürüttüğü hukuki süreçler sonucunda, vadesinde tahsil edilemeyen alacaklar için dava / icra takibi neticesinde;
Asıl alacak tutarı
Vekâlet ücreti
Yargılama giderleri
Gecikme faizi
tahsil etmektedir.
Uygulamada özellikle gecikme faizinin vergisel niteliği ve belgelendirilmesi konusunda tereddüt hasıl olmuştur.
Tereddüt Konusu:
Söz konusu gecikme faizinin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesi kapsamında menkul sermaye iradı olarak mı değerlendirilmesi gerekmektedir?
Yoksa bu faiz tutarının, serbest meslek faaliyetinin doğal bir unsuru olarak değerlendirilip serbest meslek kazancı kapsamında mı vergilendirilmesi gerekir?
Tahsil edilen toplam tutar (asıl alacak + faiz) üzerinden tek bir serbest meslek makbuzu düzenlenmesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu açısından uygun mudur?
Faizin ayrı bir gelir unsuru sayılması halinde ayrıca menkul sermaye iradı beyanı gerekip gerekmediği hususunda görüşünüz nedir?
Ayrıca uygulamada faiz ve diğer alacak kalemlerinin ayrıştırılması, farklı gelir unsurları olarak değerlendirilmesi ve buna bağlı ayrı beyan yükümlülükleri mükellef nezdinde ilave iş yükü oluşturmaktadır. Bu kapsamda, tahsil edilen gecikme faizi tutarına doğrudan serbest meslek makbuzu düzenlenerek serbest meslek kazancı kapsamında vergilendirilmesi yönünde işlem tesis edilmesi uygun olur mu?
Belirtilen hususlarda mevzuat ve yerleşik idare görüşleri çerçevesinde değerlendirmenizi arz ederiz.
Saygılarımızla
Cevap : Av. Sadece mesleki faaliyetten elde tutara için e-smm düzenler. Müvekkili adına alınan bedelleri müvekkil aldığı faizi (alacak faizidir ) olarak GVK.Md. 86/1-d maddesindeki beyan sınırını üstünde ise MSİ olarak beyan eder. Faizi elde eden KV mükellefi ise bu tutarı 642 hesaba yazar.
Yargılama giderleri Av. için gider değildir. Müvekkiller için giderdir.
|